Ash-Shura Suresi'nin 21. ayeti, din ile ilgili konularda Allah’ın iradesine aykırı olan unsurları sorguluyor. Ayette, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi yapmaya çalışan ortaklardan bahsediliyor. Bu, din konusunda kişinin kendi başına karar vermesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor. İnsanlar, Allah’ın göndermiş olduğu doğru yoldan sapabilmekte ve kendi düşüncelerine veya başkalarının icatlarına bağlı kalabilmektedirler.
Günümüz toplumunda, bu mesele oldukça güncel. Birçok kişi, dinin esaslarını kendine göre yorumlayarak yeni birtakım inanç ve uygulamalar oluşturabiliyor. İşte, ayet burada bize bir uyarı yapıyor. Eğer Allah, bir konuda belirli bir hüküm vermemişse bile, sırf bizim hoşumuza gittiği için bu konulara yönelmek çok tehlikeli. Ayet, durumu net bir şekilde ifade ediyor; eğer kesin bir hüküm yoksa, aralarında hemen bir hüküm verileceği ve zulmedenlerin de can yakıcı bir azap bulacağı belirtiliyor.
Aile hayatında, iş dünyasında ya da sosyal yaşamda, birçok zaman dinin emirleri göz ardı edilebiliyor. Mesela, iş yerinde haksız rekabet, ya da aile içindeki ilişkilere sınır koymamak gibi. Bu tür durumlar, insana geçici bir rahatlık sağlasa da sonuçları ağır olabilir. Dinimizi yaşamaya çalışırken, bu ayetteki uyarılar dikkate alınmalı.
İşte bu yüzden, dinde yanlış yönlenmelere karşı duyarlı olmamız gerekiyor. Ortakların etkisi altında kalmadan, sadece Allah’ın göndermiş olduğu mesajlara yönelmek, bizi doğru yola götürecektir. Ayetimizin öğrettiği gibi; eğer Allah’ın izni olmayan bir yola saparsak, ne yazık ki bu durum bizi zorlu bir sona sürükleyebilir. Zalimlere maymun durumuna düşmek ve azabı tatmak istemiyorsak, Allah’ın izni ile hareket etmeliyiz. Unutulmasın ki, dinin esasları bizden daha büyüktür ve onun dışına çıktığımızda doğru yolda değil, belirsizlikte olacağımızı kabul etmeliyiz.