Al-Hajj suresinin 64. ayeti bize Allah’ın evrendeki her şeyin sahibi olduğunu hatırlatır. Ayette, "Göklerde olanlar, yerde olanlar O'nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır." ifadesi geçiyor. Bu sözler, derin bir anlam taşıyor; zira evrenin tüm unsurları, dağlar, denizler, yıldızlar ve insanlar dahil her şey yalnızca Allah’a aittir.
Bu gerçek, insanın varlık içinde nasıl bir konumda olduğunu görmesi açısından oldukça önemlidir. Bizler, sahip olduğumuz her şeyin geçici olup, asıl mal sahibi olan Allah’a karşı sorumluyuz. Bu anlayış, günlük hayatımıza yansıyacak birçok ders ve davranış biçimi ortaya çıkarabilir.
Örneğin, sokakta gördüğümüz bir insanın, bunun yanında gördüğümüz doğanın veya yaşadığımız evin sahibi biz değiliz; bu, Allah’ın kudretinin bir yansımasıdır. Bize emanet edilen bu güzellikleri korumak, onları doğru bir şekilde kullanmak ve Allah’a şükretmekle mükellefiz. Bu bağlamda, israf yapmamak, çokça şükretmek ve verilen nimetlere değer vermek son derece önemlidir.
Peki, Allah’ın müstağni oluşu ne demektir? Müstahni olmak, bir şeye ihtiyacı olmamak demektir. Allah, yarattığı her şeyden bağımsızdır ve O’nun için hiçbir şey zor değildir. Bu, insanın acizliğini ve sınırlı bilgi kapasitesini gözler önüne serer. İnsanlar, ihtiyaçları ve arzuları doğrultusunda hicap çekmeden Allah’tan isteyip dururken, O, her şeyi elinde bulunduran ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir varlık olarak her daim yüceltilmeyi hak eden Yüce’dür.
Sonuç olarak, bu ayeti düşündüğümüzde, hem Allah’ın üstünlüğünü hem de yaratılmışların acizliğini hatırlamış oluyoruz. Birbirimizle olan ilişkilerimizde de bu anlayışla hareket etmek, daha dikkatli ve nazik olmamıza sebep olabilir. Çünkü esasında hepimiz, O’na ait olan bu evrende geçici birer misafiriz. Bu bilinçle yaşamak, hem hayatımızı anlamlı hale getirir hem de manevi huzurumuzu arttırır.