Kuran'ın önemli mesajlarından biri, alçakgönüllülüktür. Nahl Suresinin 37. ayeti, bu konuya dikkat çekiyor. "Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin." Bu ayet, insanın özünü, gerçek konumunu hatırlatıyor. Hayatın geçici olduğunu ve kibirli bir tavırla davranmanın ne anlama geldiğini sorgulamamız gerektiğini söylüyor.
Hepimiz biliyoruz ki, günlük yaşamda özellikle sosyal medya ve modern yaşamın sunduğu fırsatlarla insanın egosu daha da büyüyebilir. Bazen yaptığımız işlerden, sahip olduklarımızdan ya da başarılardan dolayı kendimizi diğerlerinden daha üstün görebiliriz. İşte tam da bu noktada, yüce kitabımız bize uyarıda bulunuyor.
Alçakgönüllülük, insanın ruhunu besleyen bir erdemdir. Kibir, insanı gerçeklerden uzaklaştırırken, alçakgönüllülük, insanı hem kendisiyle hem de çevresiyle barıştırır. Ayette, yeryüzünde yürüyüşümüzü, tutumuzu sorgulatıyor. Ne diye böbürlenelim ki? Zira bizler, bu dünyada geçici bir süre için bulunuyoruz.
Ayrıca, bu ayet, insanın ne kadar güçlü ya da zengin olursa olsun, yaratılan bir varlık olduğuna ve Yaratan'ın kudretinin yanında hiçbir şey ifade etmediğine dikkatimizi çekiyor. Yerin derinliklerine inmek ya da dağların en yüksek noktalarına çıkmak, insana ait hedefler değildir. Bu da, ne kadar büyük ve etkili olursa olsun, insanın gökyüzündeki yıldızlar kadar aslında önemsiz olduğunu düşündürtüyor.
Bu nedenle, kibir ve gurur yerine alçakgönüllülüğü benimsemek, hem bireysel hayatımız hem de toplumsal ilişkilerimiz açısından son derece önemlidir. Komşularımızla, ailemizle ve arkadaşlarımızla kurduğumuz ilişkilerde bu erdemi öncelikli hale getirdiğimizde daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürdürme imkânı buluruz. Ayetin sonunda bizlere anlatılan, alçakgönüllü olmanın gerekliliğidir. Yani, yeryüzünde merhametle yürümek her zaman önceliğimiz olmalıdır.